Yeni Yayınlar
Fırat Kalkanı Harekatı ve El-Bab Operasyonu: Stratejik Bir Değerlendirme

Can Kasapoğlu, Sinan Ülgen, 6 Ocak 2017

Türkiye'nin 24 Ağustos tarihinden beri yürüttüğü Fırat Kalkanı Harekatı, cephenin güneyde el-Bab'a uzanmasıyla yeni bir karakter kazanmıştır. EDAM Savunma Analisti Can Kasapoğlu ve EDAM Başkanı Sinan Ülgen'in kaleme aldığı politika kağıdı, el-Bab operasyonunu askeri ve siyasi açıdan kapsamlıca değerlendirmektedir. Yazarlar operasyonun  Türkiye’nin iç ve dış güvenlik hedefleri bakımından gerekli olduğunu mütalaa etmekte ve kritik başarı faktörlerini incelemektedirler. Böyle bir başarının, meskûn mahalde müşterek harekât icrası bağlamında literatürde önemli yer tutacağını dile getirmekle beraber,  askeri başarının kalıcı siyasi kazanıma dönüşmesinin, diplomatik yeteneklerin doğru kullanımı ve harekatın siyasi hedeflerinin net biçimde tanımlanması ile mümkün olabileceğini ifade etmektedirler.    

Rapora erişmek için tıklayınız


Türkiye İçin Bir Rekabet Endeksi

Pelin Yenigün Dilek, Nazife Al, Kasım 2016

Bir ülkenin rekabet gücü, verimliliğini etkileyen unsurların bileşiminden oluşmaktadır. Verimliliğinin sınırları ile bir ülkede ulaşılabilecek refah seviyesi de belirlenmiş olur. Bir ekonomi ne kadar rekabetçi olursa, yatırımların geri dönüşü artar ve büyüme hızları yükselir. Türkiye'de rekabetçiliğin bölgesel dağılımını araştırmak suretiyle bölgesel kalkınma, refah üretimi, refah dağıtımı ve demokrasi ekonomi ilişkisine dair politikalara katkı sağlamayı amaçlayan EDAM, ilk olarak 2009 yılında EDAM İl Bazında Rekabet Endeksi çalışmasını yapmıştır. EDAM 2009 yılındaki çalışmasını TÜRKONFED ile işbirliğiyle güncelleyerek hazırladığı bu raporla, bölgesel rekabetçilik endeksini yaratmak amacıyla il düzeyi devam ettirmiş; fakat hem veri setini genişletmiş, hem de yenilenmiş metodoloji ile endeksi 2008 ve 2014 olarak tekrardan hesaplamıştır. İl bazında yapılan bu çalışmayla, rekabetin ülke genelinde nasıl yayıldığı, rekabetin hangi unsurlarının il bazında farklılaştığı tespit edilmektedir. Endeksin 2008 ve 2014 gibi iki farklı zaman dilimi için hesaplanması da, rekabet alt kalemlerinin il bazında nasıl farklı geliştiğinin görülmesi açısından önemlidir.

Rapora erişmek için tıklayınız


Nükleer Enerjide Risk Yönetimi: Türkiye Modeli

EDAM'ın nükleer enerji üzerine devam eden çalışmaları, Türkiye'nin nükleer enerji programının büyün veçheleriyle tarafsızca ve kapsamlıca analiz edilmesini amaçlamaktadır. Bu yılki çalışma, programın pek az incelenmiş alanlarına ışık tutmaktadır. Bu kitapta yer alan politika kağıtları, nükleer güç santrallerinin fiziki korunmasına, Türkiye'nin acil durum ve sonuç yönetimi yaklaşımına, radyoaktif maddelerin ve nükleer atığın taşınmasına, Akkuyu nükleer güç santrali projesinin temelini oluşturacak Yap-Sahip Ol-İşlet yatırım modelinin mali, güvenlik ve emniyet risklerine dair politikaları incelemektedir. Kitap aynı zamanda bölgedeki devletlerin nükleer güç santrallerine duydukları ilgideki artışı göz önünde bulundurarak, bölgede nükleer enerji işbirliği ihtimallerini araştırmaktadır.

Rapora erişmek için tıklayınız



Trump Türkiye-ABD İlişkisi için İyi Haber mi?

Sinan Ulgen, Doruk Ergun, 12 Kasım 2016

Diğer NATO başkentilerinin çoğunun aksine, Donald Trump'ın sürpriz bir şekilde seçilmesi Türkiye'nin başkentinde memnuniyetle karşılanmıştır. Ankara'daki beklentinin temelini, ikili ilişkilerde git gide daha çok güçlüğe yol açan demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü meselelerinin, yeni ABD başkanı için büyük bir önceliği olmayacağı tahmini oluşturmaktadır. Ankara aynı zamanda yeni başkanın Türkiye'nin Fetullah Gülen ve ABD'deki faaliyetlerine dair görüşlerine daha olumlu bakacağını ummaktadır. Türk hükümeti ayrıca yeni ABD hükümetinin, karanlık günlerden geçen Orta Doğu’nun istikrarının sağlanmasında Türkiye’nin liderlik rolü üstlenmesine daha açık olacağı beklentisine sahiptir. Ancak bu beklentilere rağmen Trump başkanlığı, ABD'nin Orta Doğu ve Avrupa'ya dair dış siyasetini yeniden şekillendirmesinden ötürü Washington ve Ankara arasındaki ilişkiyi karmaşıklaştırabilir.

Bilgi notunu okumak için tıklayınız


Türkiye'de Uygulanacak bir Karbon Vergisinin Olası Etkileri

Gökşin Bavbek, 26 Ekim 2016

Bir karbon vergisinin uygulanması Türkiye'nin karbon azaltım hedeflerinin ilerletilmesinde önemli bir rol oynayabilir. Öte yandan, uygulanacak olan verginin ekonominin genelinde ve özellikle enerji sektöründe önemli etkileri olması kaçınılmazdır. EDAM Araştırma Görevlisi Gökşin Bavbek tarafından yazılan bu raporda Türkiye'de uygulanabilecek bir karbon vergisinin etkileri farklı senaryolar altında analiz edilmektedir. Ele alınan hususlar, toplanabilecek verginin miktarı ve ekonomideki ağırlığı, karbon salımları üzerindeki etkileri, elektrik üretim karmasına yapacağı etkiler ve enerjide ithalat bağımlılığı gibi konuları içermektedir.

İngilizce makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Türkiye'de Uygulanabilecek bir Karbon Vergisi Tasarımı için Seçenekler

Gökşin Bavbek, 26 Ekim 2016

Bu EDAM politika kağıdında, Araştırma Görevlisi Gökşin Bavbek Türkiye'de uygulanabilecek olası bir karbon vergisi sisteminde göz önüne alınması gereken temel tasarım unsurlarını incelemektedir. Raporda ele alınan hususlar, vergi miktarının belirlenmesi, verginin uygulanabileceği sektörlerin ve gazların belirlenmesi, vergi gelirlerinin kullanımı ve verginin ekonomiye olumsuz etkilerinin nasıl azaltılabileceği gibi konuları içermektedir. Son bölümde ise, Türkiye'de ekonominin ve karbon salımlarının durumundan hareketle, en az maliyetle en çok azaltımı sağlayacak bir vergi politikası için politika önerileri getirilmektedir.

İngilizce makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Karbon Vergilendirmesi Vaka Analizleri

Gökşin Bavbek, 26 Ekim 2016

Karbon vergilendirmesi iklim değişikliğiyle mücadelede kullanılabilecek temel politika araçlarından bir tanesidir. Uzun sürelerdir karbon vergisi uygulamakta olan pek çok ülkenin yanında, karbon vergisi politikalarını yeni oluşturmakta olan ülkeler de mevcuttur. Bu EDAM politika kağıdında dünyanın farklı bölgelerinden 9 karbon vergilendirmesi örneği incelenmektedir. Farklı ülkelerin edindiği tecrübeleri tartışılması, iklim değişikliğiyle mücadelede değişik politika alternatiflerini değerlendirmesi gereken Türkiye açısından da yararlıolacaktır.

İngilizce makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Türkiye'de bir Karbon Vergisi Uygulanması : Göz Önüne Alınacak Temel Hususlar

Gökşin Bavbek, 26 Ekim 2016

Bu EDAM politika raporunda, Araştırma Görevlisi Gökşin Bavbek karbon vergisi seçeneğine ağırlık vererek dünyada karbon fiyatlandırması politikalarının son durumunu incelemektedir. Karbon vergilendirmesi ve karbon ticareti karbon salımlarını fiyatlandırmak için kullanılan temel iki seçenektir. Raporda, bu iki seçeneğin olumlu ve olumsuz yönleri karşılaştırılmakta, ayrıca Türkiye de uygulanabilecek bir karbon vergisi konusunda da öneriler verilmektedir.

İngilizce makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


İncirlik Üssü, Taktik Nükleer Silahlar ve Türkiye’de Nükleer Güvenlik Bilgi Notu

Sinan Ülgen, Can Kasapoğlu, Doruk Ergun, 19 Ağustos 2016

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası sürdürülen tartışmaların bir parçasını İncirlik Üssü ve Türkiye’de konuşlandırılmış taktik nükleer silahlar oluşturmaktadır. Hem yerli, hem de yabancı medyanın konuya olan ilgisi, bu süreçte doğruluğu tartışılabilecek pek çok görüşün ortaya atılmasına sebebiyet vermiştir. EDAM, Türkiye’nin nükleer güvenliği ve Türkiye’deki nükleer enerji çalışmaları üzerine yıllardır sürdürdüğü bağımsız araştırmaları ışığında, bu tartışmaya yön vermek amacıyla bir bilgi notu hazırlamıştır. 

İncirlik Üssü, Taktik Nükleer Silahlar ve Türkiye’de Nükleer Güvenlik başlıklı bilgi notunu okumak için lütfen tıklayınız.


NATO Varşova Zirvesi'nde Bizi Neler Bekliyor?

Doruk Ergun, 04 Temmuz 2016

8-9 Temmuz tarihlerinde Varşova’da yapılacak NATO zirvesi ittifakın geleceği ile ilgili hayati tartışmalara sahne olacaktır. Bir yandan Rusya’nın artan kabiliyetleri ve yayılmacılığı, diğer yandan da IŞİD gibi radikal terör örgütlerinin oluşturduğu karmaşık bir tehdit ortamıyla karşı karşıya olan NATO, alacağı önlemleri ve kendisini nasıl dönüştüreceğini tayin edecektir. Hem ittifakın iç meseleleri, hem de üyeleri arasındaki siyasi görüş farklılıklarından ötürü çetin geçmesi beklenen tartışmalar ve neticelerinde alınacak kararlar, bu tehditlerin merkezinde bulunan Türkiye için de kritik öneme sahip olacaktır.

Bilgi notuna erişmek için tıklayınız


Karbon Vergilendirmesi Bilgi Notu Özeti

Gökşin Bavbek, 1 Temmuz 2016

Küresel iklim değişikliğine yönelik kaygılar arttıkça karbon vergilendirmesi gibi politika araçları da daha çok ülke tarafından değerlendirilir hale gelmiştir. Bu EDAM Bilgi Notu özetinde, Araştırma Görevlisi Gökşin Bavbek karbon vergilendirmesi politikalarının genel bir incelemesini yapmakta ve dünyada bu politika aracını kullanmakta olan ülkeleri sıralamaktadır. Buna ek olarak, karbon vergisi politikalarının karbon ticareti gibi diğer karbon fiyatlandırması seçenekleriyle kısa bir karşılaştırılması da yapılmıştır. Karbon vergilendirmesi, iklim ve enerji konularında yeni ve kapsamlı bir politika çerçevesi oluşturma ihtiyacı bulunan Türkiye tarafından da değerlendirilmesi gereken önemli bir politika aracı olarak görünmektedir.

Bilgi Notunun Türkçe özetini okumak için lütfen tıklayınız


Düşük Yoğunluklu Çatışmadan Hibrid Harp Ortamına: PKK’nın Gelişmis MANPADS Silah Sistemlerine Erişimi

Can Kasapoğlu, Doruk Ergun, 27 Mayıs 2016

IŞİD’in yürüttüğü roket saldırıları, nüfus merkezlerine yönelik terör saldırıları ve PKK ile meskûn mahalde yürütülen düşük yoğunluklu çatışmayla karşı karşıya olan Türkiye’nin, tehdit ortamı, gelişmiş personel tarafından kullanılan – omuzdan atılan hava savunma sistemlerinin (MANPADS) de resme girmesiyle daha da karmaşıklaşmıştır. PKK, gelişmiş bir Rus/Sovyet yapımı SA-18 MANPADS sistemi ile 13 Mayıs 2016 tarihinde bir Türk AH-1W Süper Kobra taarruz helikopterini düşürmüştür ve bu terör örgütü tarafından gelişmiş üçüncü nesil MANPADS sistemlerinin kullanıldığı ilk vaka olmuştur. Bu sistemler hem askeri hem de sivil havacılığa büyük tehditler teşkil etmektedir. Gelişmiş MANPADS yayılması ve kaçakçılığı tehditlerinin de ortaya çıkmasıyla, Türkiye’nin düşük yoğunluklu çatışma ortamı artık hibrid savaşa dönüşüyor olabilir ve bu da şartlara uyarlanmış bir askeri-siyasi yanıtı ve üstün adaptasyon yeteneklerinin geliştirilmesini zaruri kılmaktadır.

Devamını oku...


Sanayi Politikasının İklim Değişikliği Politikası ile Entegre Edilmesi: Türkiye’nin Durumu

Gökşin Bavbek, Nisan 2016

Bu EDAM araştırma kağıdında, iklim değişikliği politikasıyla sanayi politikası arasındaki ilişki teorik bir çerçeveden ele alınmıştır. Raporda, yeşil sanayi politikası kavramı ve temel bileşenleri de açıklanmakta, aynı zamanda ülkelerin yeşil sanayi politikası uygularken kullanabilecekleri temel politika araçları ve göz önünde tutmaları gereken temel prensipler de incelenmektedir. Yeşil sanayi ve yeşil büyüme kavramları, hem iktisadi kalkınma ihtiyaçları hem de iklim değişikliğiyle mücadele yükümlülükleri bulunan Türkiye için de büyük önem arz etmektedir.

Devamını oku...


Rusya'nın Geri Çekilmesini Anlamak: Taktik bir Analiz

Can Kasapoğlu, Doruk Ergun, 16 Mart 2016

Rusya'nın Suriye'den geri çekilme kararı, tıpkı müdahale kararı gibi apansızın olmuştur. Ancak Moskova'nın Suriye'deki birliklerinin "ana bölümünü" geri çekmek ile ne kastettiği ve bunun Suriye iç savaşının ve NATO'nun güney kanadı için ne anlam ifade edeceği büyük merak uyandıran sorular haline gelmiştir. EDAM'ın İngilizce yayınlanan son tartışma kağıdı, Rusya'nın halihazırda geri çektiği ve muhafaza ettiği birliklerini ve bunların Suriye iç savaşının askeri ve siyasi bağlamına etkilerini incelemiştir.

İngilizce makaleye erişmek için tıklayınız


Türkiye’de Veri Gizliliği ve Gözetimi: Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısının Değerlendirmesi

Akın Ünver, Grace Kim, 19 Şubat 2016

AB ile Kasım ayında üzerinde anlaşmaya varılan Suriye’li mültecilere ilişkin paketin Türkiye açısından önem taşıyan en önemli unsurlarından biri Türk vatandaşlarına Şengen vizesinin kaldırılmasına yönelik şartlı taahhüdüydü. Türkiye’nin de Ekim 2016’da bu hedefin gerçekleşebilmesi için yerine getirmesi gereken teknik kriterler bulunmaktaydı. Bunların belki de en önemlileri arasında Kişisel Verilerin Korunmasına dair AB normlarına uygun bir yasal düzenleme çıkarılması bulunmaktaydı. Bu düzenleme Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanmış olup halihazırda TBMM Genel Kurulunda görüşülmektedir. Türkiye’nin yasal altyapısında ve daha modern bir ekonomi olma yolunda önemli bir eksikliği tamamlaması beklenen bu yasaya dair EDAM bir tartışma kağıdı yayınlamıştır. Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi Akın Ünver ile EDAM uzmanı Grace Kim tarafından hazırlanan bu incelemede, yasa tasarısındaki bazı sorunlara işaret edilmektedir. Oluşturulması öngörülen Veri Koruma Kurulu’nun yürütme erkinden bağımsızlığı ile ilgili tereddütler ile kamuya ve kamu kurumlarına kişisel verilere erişim adına tanınan istisnaların AB’ye uyum açısından bir sorun teşkil edebileceği değerlendirilmektedir. Tasarının bu şekliyle kabulü halinde temel risk, AB tarafından yapılacak değerlendirmede Türkiye’nin yasanın çıkmış olmasına rağmen kişisel verilerin transfer edilebileceği güvenli ülke sıfatını kazanamamasıdır. Bu durum zaten vize serbestisi konusunda ayak süremek isteyen bazı AB ülkelerine bekledikleri ve istedikleri gerekçeyi sağlaycaktır. Üstüne üstlük, Kişisel Verilerin Korunmasına dair bir yasal düzenleme ile yapılması ile bugüne kadar yurtdışına veri transfer edebilen ulusal ve uluslararası şirketler de bu düzenlemeye uyum sağlamakla mükellef olacaklardır. Ancak AB’nin Türkiye’yi veri korunması anlamında güvenli ülke tanımına sokmaması, Türkiye’den AB ülkelerine yapılacak veri transferlerine onay verilmesini de belirsizliğe atacaktır.

Makaleye erişmek için tıklayınız


Türkiye için Yeşil Enerji Finansmanı Olanakları

Gökşin Bavbek, 6 Ocak 2016

Paris İklim Zirvesi’nin bir anlaşma ile sonuçlanmasının ardından iklim finansmanı konusu halen iklim değişikliği tartışmalarının merkezinde yer almaktadır. Paris Anlaşması’nda gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere aktaracakları finansman miktarını 2020 yılından itibaren 100 milyar ABD doları seviyesine çekme sözlerini yinelemişlerdir. Fakat verilen bu vaadin detayları konusunda halen bir uzlaşma sağlanabilmiş değildir. Bu EDAM araştırma raporunda, Araştırma Asistanı Gökşin Bavbek küresel iklim finansmanı konusunda süregelen tartışmaları incelemekte ve temel iklim finansmanı kaynakları konusunda bilgi vermektedir. Raporda, Türkiye’deki iklim finansmanı görünümü ve ülkenin çekebileceği finansman kaynakları da ayrıca ele alınmıştır. 

Makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Türkiye'de Siber Güvenlik

Salih Bıçakcı, Doruk Ergun, Mitat Çelikpala, 25 Aralık 2015

Siber alanın doğuşu hem kullanıcılar hem de ulus devletlerin güvenlik kurumları için pek çok güvenlik riskini beraberinde getirmiştir. Bu gerçeklik, 10 günden uzun süredir tarihinin en büyük siber saldırısıyla karşı karşıya kalan Türkiye için daha da çarpıcı hale gelmiştir. 24 Aralık 2015’te saldırı devlet kurumlarından bankacılık sektörüne doğru uzanmış ve birçok özel banka çalışamaz hale gelmiştir. Saldırının nasıl ilerleyeceğini öngörmek zor olsa da, etkin ekonomi araçları ve yaygın belediye hizmetleri veren servisler gibi kritik sektörlere saldırı olması muhtemeldir. EDAM, devlet kurumlarının siber güvenlik araçları ve kabiliyetleri ile yerli hacker grupları başta olmak üzere, Türkiye’de siber güvenliğe ilişkin bir tartışma kağıdı yazmıştır.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın


Türkiye'de Siber Güvenlik ve Nükleer Enerji

EDAM'ın bu çalışması siber güvenlik alanında artan tehditleri, kritik altyapı ve nükleer güç santrallerine odaklanmak suretiyle incelemektedir. Bu derlemede, okuyucunun, Türkiye'nin siber güvenlik alanında karşılaştığı güçlükleri anlamasını kolaylaştırmak için yazılmış dört adet birbirini tamamlayan bölüm bulunmaktadır. Birinci bölümde siber savaş kavramına Askeri Meselelerde Devrim olarak nitelendirilmek suretiyle bir giriş yapılmakta ve Türkiye perspektifinden siber alandaki trendlere, artan devlet kabiliyetlerine ve tehditlere bakılmaktadır. İkinci bölümde, Türkiye'nin siber güvenliğini sağlamakla ve siber politikalarını geliştirmekle yükümlü devlet kurum ve kuruluşları ve güvenlik güçleri ile Türkiye'de faaliyet gösteren hacker grupları incelenerek, Türkiye'de siber güvenlik ortamına bakılmaktadır. Üçüncü bölümde siber uzay, siber saldırganlar ve siber güvenlik başlıklarına kavramsal bir giriş yapmakta ve ABD ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nu inceleyerek nükleer güç tesislerinin siber güvenliğinin uluslararası boyutuna odaklanmaktadır. Dördüncü ve son bölümde siber güvenliğin nükleer tesisler özelindeki yeri netleştirilmekte, geçmişteki siber olaylar incelenmekte, halihazırdaki güvenlik açıkları incelenmekte ve Türkiye'nin siber güvenlik alanındaki dayanıklılığını sağlamaktaki mevcut kabiliyetleri değerlendirilmektedir.

Daha fazla okumak için tıklayınız.



Dünya ve Çin Kömür Piyasalarındaki Gelişmeler ve Türkiye'ye olası etkileri

Gökşin Bavbek, 17 Kasım 2015

Kömür kullanımı iklim değişikliğinin bir numaralı nedeni olmasına rağmen dünya kömür tüketimi geçtiğimiz onyıllarda önemli oranda artmıştır. Fakat çevresel sorunların dünya gündemine daha güçlü olarak girmesi kömür tüketimini de baskılamaya başlamıştır. İlerleyen dönemde kömür kullanımının azaltılması, iklim değişikliğiyle mücadelede en çok önem verilen meselelerden biri olacaktır. Bu EDAM tartışma kağıdında Araştırma Görevlisi Gökşin Bavbek dünya kömür piyasalarındaki gelişmeleri ve bunların Türkiye’ye olası etkilerini ele alıyor. Raporda, en büyük kömür piyasası olan Çin’deki gelişmelere de özel bir önem veriliyor. Önümüzdeki yıllarda kömür kullanımını önemli ölçüde arttırmayı hedefleyen Türkiye için de dünya kömür piyasalarındaki değişimlerin büyük önemi olacaktır.

Makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Uluslararası İklim Değişikliği Müzakerelerinde Türkiye'nin Pozisyonu

Gökşin Bavbek, 17 Kasım 2015

2015 yılının son ayı bağlayıcılığı olan yeni bir uluslararası iklim değişimi rejiminin oluşturulması çabalarına sahne olacaktır. Aralık ayında Paris’te toplanacak olan 21. İklim Değişikliği Taraflar Konferansının neticesinde yeni bir uluslararası iklim değişikliği anlaşması imzalanması hedeflenmektedir. Üzerinde uzlaşılacak anlaşmanın niteliği önümüzdeki on yıllarda izlenecek küresel iklim değişikliği politikaları açısından belirleyici olacaktır. Bu yüzden anlaşmadan çıkacak sonuç iklim değişikliğine karşı hassas bir coğrafi bölgede bulunan Türkiye için de büyük önem arz etmektedir. Araştırma Görevlisi Gökşin Bavbek tarafından yazılan bu EDAM tartışma kağıdında Paris Konferansı’nda müzakere edilecek temel meseleler ve bunların Türkiye’ye olası etkileri inceleniyor. Ayrıca, Türkiye’nin bu müzakerelerde nasıl bir rol oynayabileceği de tartışılıyor.

Makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Türkiye’ye Yönelik Terör Tehdidinde Yeni Trendler: El Yapımı Patlayıcılar ve İntihar Bombacıları

Can Kasapoğlu, 27 Ekim 2015

El yapımı patlayıcılar (EYP) ve intihar saldırıları Orta Doğu’da yaşanan düşük yoğunluklu çatışmalar ve terör sarmalının yeni yüzünü oluşturmaktadır. Ülkemizde de bir yandan PKK diğer yandan IŞİD tarafından ağırlıklı biçimde başvurulan bu yöntemler Türkiye'nin terörle mücadele çabalarını derinden etkilemektedir. Bu EDAM raporu EYP ve canlı bomba eğilimlerine ilişkin stratejik, operasyonel ve taktik seviyelerde kapsamlı bir analizi okuyucunun ve Türk karar-vericilerin dikkatlerine sunmak üzere kaleme alınmıştır.

Rapora erişmek için tıklayınız


Rusya Yabancı Semalarda: Rusya'nın Suriye'deki Hava Operasyonlarının ve Türkiye Hava Sahası İhlallerinin İncelenmesi

Can Kasapoğlu, Doruk Ergun, 09 Ekim 2015

Rusya'nın Suriye'deki varlığı ve operasyonları devam ettikçe, Moskova'nın Suriye müdahalesinde ilan ettiği IŞİD ile savaşma hedefinin ötesinde birçok çıkarı olduğu açıkça görülmektedir. Rusya yakın zamanda birden fazla askeri ve siyasi hedefi olabilecek bir hamle yaparak Türkiye ve dolayısıyla NATO hava sahasını ihlal etmiştir. Moskova'nın şu zamana kadarki eylemleri, Suriye'deki mevcudiyetinin öngörülebilir gelecekte Türkiye ve Atlantik Ötesi çıkarları için tehlikeli olacağını göstermektedir. Dahası, hem Suriye'de hem de Irak'ta artan Rusya ve İran etkisinin bölgedeki jeostratejik denge üzerinde uzun süre boyunca devam edecek etkileri olabilir. EDAM'ın son tartışma kağıdı Rusya'nın son hamlelerinin altında yatan askeri ve siyasi nedenleri ve bunların NATO, Türkiye ve bölge için etkilerini incelemektedir.

İngilizce makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Rusya'nın Suriye Müdahalesi

Can Kasapoğlu, Doruk Ergun, 22 Eylül 2015

Rusya Suriye'ye yaptığı artan askeri yardımla, Suriye İç Savaşı'na dahil olan bütün kesimlerin hesaplarını altüst etmiştir. Rusya'nın açıklamalarına göre bu müdahalenin amacı IŞİD'e karşı mücadele olsa da, Rusya'nın artan mevcudiyetinin askeri boyutu ve buna eşlik eden diplomatik adımları, Rusya'nın çok daha geniş ve karmaşık siyasi ve askeri hedefleri olduğunu göstermektedir. Bu EDAM araştırma kağıdında, Moskova'nın Suriye politikasındaki değişikliğin askeri ve siyasi boyutları incelenmekte ve bu değişikliğin iç savaşın seyri, bölge ve ötesi için olası etkileri değerlendirilmektedir.

İngilizce makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Ulusal Katkı Niyeti Hazırlamak: Türkiye için hesaba katılması gerekenler

Gökşin Bavbek, 19 Ağustos 2015

Kyoto sonrası dönemde yürütülen uluslararası iklim değişikliği müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından 2015 yılının son ayında Paris'te gerçekleşecek olan iklim değişikliği konferansı yeni bir küresel iklim değişikliği rejiminin kurulabilmesi için son bir fırsat teşkil etmektedir. Konferansın öncesinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf olan tüm ülkelerin sera gazı azaltım planlarını sunması gerekmektedir. Bu azaltım planlarına 'Ulusal Katkı Niyet Beyanı'(INDC) adı konulmuştur. Dünyadaki pek çok ülke planlarını sunmuşken Türkiye'nin katkı planı halen hazırlanma aşamasındadır. Araştırma görevlisi Gökşin Bavbek bu EDAM tartışma kağıdında Türkiye'nin ulusal katkı planı hazırlanırken hesaba katılması gereken farklı noktaları ele almaktadır. Raporda diğer gelişmekte olan ülkelerin katkı belgelerinden de örnekler verilerek özellikle 'adalet ve azaltım hırsı' kavramlarının bu belgelerde nasıl gösterildiği incelenmektedir.

Makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Türkiye için Enerji Verimliliği Fırsatları

Gökşin Bavbek, 19 Ağustos 2015

Enerji verimliliği hem ekonomik kalkınma için hem de iklim değişikliği ile mücadele için kullanılabilecek önemli bir araçtır. Enerjide verimlilik artışlarının ekonomide rekabetçiliğin arttırılması, sera gazı salımlarının azaltılması ve de enerjide ithalata bağımlılığın azaltılması gibi önemli faydaları vardır. Türkiye'de halihazırda bu faydalardan yararlanmak için pek çok adım atılmış olmasına karşın halen alınabilecek çok yol vardır. EDAM Araştırma Görevlisi Gökşin Bavbek bu raporda ülkedeki enerji verimliliği politikalarını incelemekte ve farklı sektörlerde verimliliği arttırmak amacıyla kullanılabilecek yeni politika seçeneklerini araştırmaktadır.

Makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


Türkiye'nin Nükleer Politikalarının Bir Değerlendirmesi

İzak Atiyas, 12 Ağustos 2015

 

Türkiye uzun yıllardır var olan nükleer enerji üretme arzusunu gerçekleştirmek için somut adımlar atmaktadır. Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi İzak Atiyas, yazdığı EDAM Tartışma Kağıdı'nda Türkiye'de nükleer enerji alanındaki yakın dönemdeki gelişmeleri incelemekte ve ülkenin bu alandaki politikalarını değerlendirmektedir. Tartışma kağıdında ülkedeki yasal çerçeveyi ve mevzuatları değerlendirilmekte ve Sinop ile Akkuyu projeleri arasında kıyaslamalar yapılmaktadır.

İngilizce metni okumaya devam etmek için lütfen tıklayınız


Turkey Joins the Anti-ISIS Coalition: Safe-Zone Plan Revisited

Can Kasapoglu, Doruk Ergun, 6 Ağustos 2015

ABD ile aylarca süren müzakerelerin ve Temmuz ayında Suruç'ta yaşanan ve 31 vatandaşın hayatını kaybettiği saldırının ardından, Ankara teröre karşı operasyonlarını arttırmış ve ilk kez IŞİD'e karşı hava saldırıları yapmıştır. Bu andan itibaren Ankara IŞİD karşıtı koalisyonla işbirliğini derinleştirmiş ve koalisyon savaş uçaklarının, Suriye sınırına yalnızca 110 kilometre uzaklıkta olan İncirlik hava üssünü kullanmasına izin vermiştir. Ankara bunun karşılığında Washington'dan Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki IŞİD birliklerini temizlemekte yardım istemiş ve bu bölgenin PYD tarafından ele geçirilmeyeceğine dair teminatlar istemiştir. Bunun yanı sıra, Suriye sınırları içerisinde güvenli bölge oluşturulmasına dair tartışmalar yeniden alevlenmiştir, ancak söz konusu bölgenin özelliklerinin ne olacağı konusunda pek çok çelişki mevcuttur. EDAM'ın Suriye İç Savaşı konusunda yazdığı önceki raporların ışığında, bu tartışma kağıdı Türkiye sınırlarının yakınında kurulacak bir güvenli bölgenin siyasi, teknik ve askeri özelliklerini ve bunlara dair olası güçlükleri ve riskleri incelemektedir.

İngilizce metni okumaya devam etmek için lütfen tıklayınız


İklim Değişikliği ile Mücadelede Türkiye’nin Sorumluluk Üstlenmesine Kamuoyundan Şartlı Destek

EDAM’ın yaptırdığı kamuoyu araştırmasına göre, Türk kamuoyu Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede daha fazla sorumluluk üstlenmesine şartlı destek veriyor. Araştırmaya katılanlardan yaklaşık %34’ü diğer ülkelerin de sera gazı emisyonlarını azaltması şartıyla Türkiye’nin de emisyonlarını azaltacak tedbirler almasına destek veriyor. %17’lik bir dilimse diğer ülkelerin tutumundan bağımsız olarak Türkiye’nin seragazı emisyonlarını azaltmasını onaylıyor. Öte yandan, %21’lik bir kesim iklim değişikliğinin Türkiye’nin sorunu olmadığı ve ülkenin emisyonlarını azaltmasına gerek olmadığı fikrini savunuyor. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise çalışmaya katılanlardan yaklaşık %28’inin mesele üzerinde herhangi bir görüş belirtememesi. Bunlara ek olarak, iklim değişikliği politika tercihinde siyasi parti tercihi ve yaş faktörlerinin etkisi de araştırma sonuçlarında gözlemlenebiliyor.

Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın


Ankara Neden İran ile İmzalanan Anlaşmayı Memnuniyetle Karşılamalı

Sinan Ülgen, Mustafa Kibaroğlu, Doruk Ergun, 15 Temmuz 2015

P5+1 ile İran arasında 14 Temmuz tarihinde imzalanan tarihi anlaşma, Orta Doğu'nun en büyük meselelerinden biri olan İran'ın nükleer programının denetim altına alınmasını amaçlamıştır. Anlaşma Ankara bakımından oldukça önemlidir ve Türkiye bölgede anlaşmayı en olumlu karşılayan devletlerden olmuştur. EDAM anlaşmanın Türkiye bakımından önemlerini inceleyen ve anlaşma metnini analiz eden bir tartışma kağıdı yayınlamıştır.

Yazının devamı için lütfen tıklayın


Türkiye'nin Suriye'ye Olası Müdahalesi

Can Kasapoğlu, F. Doruk Ergun, Sinan Ülgen 3 July 2015

Türkiye sınırlarının yakınında cereyan eden gelişmelere müteakip, sınırdaki askeri birliklerin yoğunluğu arttırılmış ve Suriye'ye olası bir Türkiye müdahalesine dair tartışmalar alevlenmiştir. Medya böyle bir müdahalenin siyasi amaçları ve askeri tabiatı hakkında muhtelif spekülasyonlarda bulunmuştur. Halihazırda Ankara'nın, hem IŞİD'in sınırlarına yakın bölgelerde kalan mevcudiyeti hem de PYD'nin özerklik iddiasını güçlendirmesinden dolayı ulusal çıkarlarını tehdit altında hissetiği görülmektedir. Ayrıca, Ankara'daki siyasetçilerin gelecekte olabilecek kitlesel göç dalgalarını karşılamak veya Ankara'nın desteklediği isyancı gruplara Esad rejimine karşı verdikleri mücadelede destek olmak için bir tampon bölge kurma ihtiyacı hissedebileceği düşünülmektedir. EDAM'ın son Tartışma Kağıdı Türkiye'nin Suriye'ye olası bir müdahalesinin muhtemel siyasi amaçları, uluslararası hukuğa uygunluğu ve askeri boyutunu incelemektedir.

İngilizce metni okumaya devam etmek için lütfen tıklayınız


Türkiye-ABD Track II Diyaloğu

Birleşik Devletler Barış Enstitüsü (USIP) ve EDAM aracılığıyla Türkiye-ABD Track II diyaloğu 26-27 Şubat 2015 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilmiştir. Diyalog çerçevesinde Türkiye ve ABD'nin stratejik işbirliği, Türkiye'nin NATO'daki rolü, kitle imha silahlarının yarattığı güçlükler ve bu tehditlere karşı işbirliği imkanları tartışılmıştır. 

Diyaloğun İngilizce sonuç raporuna erişmek için lütfen tıklayınız


Türkiye'de Fotovoltaik Güneş Enerjisi Piyasası

Gökşin Bavbek, Mayıs 2015

Fotovoltaik güneş enerjisi dünyanın farklı bölgelerinde giderek artan bir şekilde kendine kullanım alanı bulan bir enerji kaynağıdır. Türkiye güneş enerjisinden yararlanmak için çok elverişli bir coğrafi konumda bulunmasına karşın ülkede bu enerji türünün kullanımı halen çok düşük seviyelerdedir. EDAM Araştırma Görevlisi Gökşin Bavbek bu raporda şimdiye dek Türkiye'de güneş enerjisi pazarının büyümesine engel olmuş temel nedenler ve bu engelleri aşmak için yapılabilecek çeşitli politika değişiklikleri araştırılmaktadır. Raporda güneş enerjisinin ülkenin hem çevresel sorunlarını çözmede, hem de enerjide dışa bağımlılığını azaltmada önemli bir rol oynayabileceğine de dikkat çekilmektedir.

Makaleye erişmek için lütfen tıklayınız


İran ile Nükleer Müzakereler

Dünya gündemini uzun yıllardır yoğun olarak meşgul eden ve Türkiye ile NATO müttefiklerinin güvenlik algılarını derinden ilgilendiren İran'ın nükleer programı açısından yarın kritik bir dönemeç olacaktır. Daha önce 2 kere uzatılan son müzakere turunun 31 Mart 2015 tarihinde İran'ın nükleer programının geleceğine dair bir çerçeve anlaşması ile sonuçlanması beklenmektedir. Anlaşmanın mümkün olması için İran'ın uranyum zenginleştirme programı ve altyapısı, plütonyum üretimi ve kullanımı, İran'ın başta maruz kalacağı denetimler olmak üzere uluslar arası anlaşmalardan doğan sorumlulukları, ülkenin geçmişte yürüttüğü askeri çalışmalar ve maruz kaldığı ekonomik yaptırımların geleceğinin de aralarında bulunduğu birçok mühim uzlaşmazlığın üstesinden gelinmesi gerekecektir. EDAM Başkanı Sinan Ülgen'in anlaşmanın muhtemel muhteviyatı ve Türkiye'ye etkileri konusundaki değerlendirmelerine aşağıdaki linkten erişebilirsiniz

Bilgi notuna erişmek için lütfen tıklayınız


Türkiye'de Nükleer Enerji ve Emniyeti

EDAM'ın Türkiye'nin nükleer enerji planları konusundaki yeni raporu nükleer güvenlik konusuna eğilmektedir. İlk bölümde nükleer tesislerin, maddelerin ve personelin maruz kaldığı fiziksel tehditler kapsamlı olarak ele alınmaktadır ve Türkiye'nin maruz kalabileceği devlet kaynaklı veya asimetrik tehditlerin gelecekteki nükleer programına nasıl riskler teşkil edebileceğini tartışılmaktadır. İkinci bölümde Türkiye'nin denetimsel, idari, sivil/askeri kabiliyetleri incelenmekte ve gelecekte nükleer programının güvenliğini sağlayabilmek için bu alanlardaki eksikliklerini ne yönde gidermesi gerektiğine bakılmaktadır. Üçüncü bölümde, Türkiye'nin geleneksel olarak transit ülke olması itibariyle mustarip olduğu nükleer kaçakçılık meselesi incelenmekte, son bölümde ise büyük resmin bir analizi yapılıp, Ankara'nın gelecekte öncelikli olarak atması gereken adımlar sıralanmaktadır.

Rapora ulaşmak için lütfen tıklayınız



Kamuoyu Avrupa ile İşbirliğinden Yana

2015 senesinin ikinci kamuoyu anketine göre, kamuoyu güçlü bir ekonomi ve dış siyasete sahip olmak için Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin en önde gelen ortağı olmasından yana. Anket siyasi parti seçmenleri arasında kaydadeğer farklılıklar olduğunu ortaya koysa da, halihazırda parlamentoda olan dört partinin de seçmenlerinin en çok tercih ettiği seçenek AB olmuştur. Katılımcıların ikinci en yüksek tercihi Arap ülkeleri olmuş, onları ise Rusya, ABD ve Çin takip etmiştir. Katılımcıların yüzde 11'i Türkiye'nin hiçbir devletle işbirliği yapmaması gerektiğini düşündüklerini belirtmiştir.

Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın


Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi: Ankara’nın Tercihlerini Anlamak

Can Kasapoğlu, Aralık 2014

1991 Körfez Savaşı sırasında Saddam Hüseyin’in balistik füze ve kitle imha silahları karşısında NATO füze savunma kabiliyetine ihtiyaç duyan Ankara, aradan yaklaşık 20 yıl geçmesine karşın Suriye İç Savaşı ve Esad rejiminin stratejik silah sistemleri dolayısıyla yine NATO füze savunmasına muhtaç olmuştur. Küresel ve bölgesel güvenlik denkleminde füze savunmasının giderek ön plana çıksa da, Türkiye’nin balistik füze savunma zaafiyeti 20 sene önce olduğu gibi devam etmektedir. Bu eksikliği gidermek için açılan ihaleye yönelik tekliflerin revize edilmesi için bu yıl sonuna kadar kadar süre tanınmıştır. EDAM araştırma görevlisi Can Kasapoğlu tarafından kaleme alınan bu rapor, Türkiye’nin füze savunmasına dair attığı güncel adımlara ilişkin bugüne kadar yayımlanan analizlere iki yeni boyut getirmektedir. Bunlardan ilki, mevcut projenin bir “sihirli formül” olmadığının ve NATO imkan ve kabiliyetlerine neden ihtiyaç duyulmaya devam edileceğinin teknik açıdan bir analizinin yapılması, ikincisi ise masadaki üç seçenekten yalnızca birinin seçilmesi değil, iki tanesinin (Patriot PAC-3 ve Aster 30 Block-1) aynı anda işletilmesine ilişkin bir alternatifin incelenmesidir.

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın


Türk Kamuoyu Ermeni Meselesine Yalnızca Üzgün

2015 Osmanlı Ermenileri'nin tehcirinin yüzüncü yılı olması itibariyle, bu facianın gerçek yüzü konusundaki tartışmalar açısından önemli bir yıl olacaktır. EDAM'ın kamuoyu anketine göre, Türk kamuoyunun ciddi bir kısmı hükümetin yüz yıl önceki bu facia için üzüntüsünü dile getirmekten öte bir adım atmamasını istemektedir. Katılımcıların yalnızca yüzde 9'u soykırım iddialarının kabul edilmesini, bir diğer yüzde 9'u ise özür dilenmesini desteklemektedir. En çok tercih edilen seçenek Türkiye'nin üzüntüsünü dile getirmesi yönündedir. Katılımcıların yüzde 21'i herhangi bir adım atılmasına karşıdır. Dış politika uzmanları arasında meselenin soykırım olarak tanınmasına destek yüzde 19 ile kamuoyundan bir nebze daha yüksektir. Uzmanların en çok tercih ettiği seçenek hükümetin her tarafın çok sayıda kayıp verdiğini vurgulayıp, üzüntüsünü dile getirmesidir.

Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın.


Kıbrıs Harekatının 40. Yılında Türk Kamuoyunun Kıbrıs Sorununa Bakış Açısı

EDAM’ın dokuzuncu kamuoyu yoklamasına göre, Kıbrıs harekatının 40. yıldönümünde Türkiye kamuoyunda sorunun çözümü konusunda bir fikir birliği yok. Halihazırda devam eden çözüm müzakerelerinde hangi sonucu istedikleri sorulduğunda, katılımcıların dörtte biri “sorun çok uzun sürdü, ne şartlarda olursa olsun çözüm sağlanmalı” yanıtını verirken, bir diğer dörtte biri çözüm için ısrarcı olunmamasını ve iki devlet modelini, yani KKTC’nin tanınmasının sağlanmasını seçti.  Anket aynı zamanda, parti tabanları arasında olduğu kadar, parti içlerinde de göze çarpan görüş farklılıkları olduğunu gösterdi. Aynı sorunun yöneltildiği dış politika uzmanları panelindeki en yüksek tercih ise, panelin yarısının oyunu alan AB üyesi ortak bir Kıbrıs devletinin kurulması seçeneği oldu. 

Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın.


Türk Kamuoyu Mısır Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Tanınmasına Taraftar

Serinin sekizinci anketi kamuoyunun Mısır Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusundaki görüşünü araştırmıştır. AKP hükümeti geçmişte Mısır’daki gelişmeleri bir darbe olarak nitelendirmiş ve yeni liderliği çok katı bir üslupla eleştirmiştir. Ankara, Müslüman Kardeşler’in devrik lideri Mursi’nin, ülkenin seçimlerle başa gelmiş cumhurbaşkanı olarak yeniden atanması çağrısında bile bulunmuştur. Bu açıdan, Türkiye’nin Mısır’da düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair tutumu merakla beklenmektedir. EDAM'ın anketi, kamuoyunun daha az eleştirel bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor. Anket sonuçlarına göre nüfusun %60’ı, Ankara’nın Mısır’daki Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını tanımasını istiyor. Ancak parti tabanlarında gözle görülür farklılıklar da görülüyor. Örneğin ankete katılan AKP seçmenlerinin %25’i seçim sonuçlarının tanınmamasını tercih etmişlerdir.

Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın.


Türkiye’nin Nükleer Güç Santralleri ve Nükleer Yakıt Döngüsü Seçenekleri

Çiğdem Bilezikçi Pekar, Mayıs 2014

Türkiye’nin nükleer enerji programına dair devam eden belirsizliklerinden biri de kullanılmış nükleer atık politikasıdır. Gerek Akkuyu  gerek Sinop’da inşa edilmesi öngörülen nükleer santrallerin işletiminden kaynaklanan kullanılmış yakıtların yönetimine dair henüz bir strateji benimsenmemiştir. Akkuyu projesinde, kullanılmış yakıtın bir süre santral sahasında depolandıktan sonra Rusya’ya taşınacağı ve orada kalacağı tahmin edilmektedir. Ancak Sinop projesinde kullanılmış yakıtın yeniden işleme için yurtdışına gönderilmesi söz konusu olsa bile, nihayetinde radyoaktif malzeme içeren yakıt atığının daha sonra Türkiye’de depolanması gerekecektir. Çiğdem Bilezikçi Pekar tarafından hazırlanan bu EDAM Tartışma Kağıdında, kullanılmış  nükleer yakıta dair Türkiye’nin seçenekleri masaya yatırılmaktadır. 

Yazının devamı için lütfen tıklayın


Türk Kamuoyunun Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Bakış Açısı

2014'ün ilk EDAM Kamuoyu Anketi'ne göre, Türk kamuoyunda Suriye’den sığınmacı alımına son verilmesi konusunda bir uzlaşma olduğu görülmektedir.  Görüşülen kişilerin yüzde 86’sı Suriye’den sığınmacı alımına son verilmesi gerektiğini düşünmektedir. Suriye’den gelecek ek sığınmacıları kabul etmeye devam edilmesini düşünenlerin oranıysa ise yüzde 11’de kalmıştır.

Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın.


Kırmızı Çizgiyi Aşmak: Amerika ve Müttefikleri Suriye'ye Saldırmaya Hazırlanırken

Can Kasapoğlu, Aaron Stein, Sinan Ulgen, F. Doruk Ergun, 27 Ağustos 2013

Şam’ın stratejik bir banliyösünde yüzlerce kişiyi öldüren bir saldırıdan hemen bir hafta sonra Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye rejiminin kimyasal silah kullanımının “inkar edilemez” olduğunu belirtmiştir. Bu açıklama, Amerika ve müttefiklerine rejimin kitle imha silahları (KİS) kullanımına yanıt olarak Suriye’deki hedefleri vurma kabiliyetini kazandırmak amacıyla icra edilen ve bir haftadır devam etmekte olan, ağırlıklı olarak seyir füzeleri fırlatma kapasitesine sahip su üstü platformları yığınağının hemen ardından gelmiştir. Bu hamleye, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın müttefiği olmaya devam eden Rusya tarafından sert bir açıklama ile karşılık verilmiştir. Bu nedenle, ABD, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kullanması beklenen vetosunu aşmak için Kosova’daki hava harekâtında kullanılan uluslararası hukuki gerekçeyi incelemeye başladığını belirtmiştir. EDAM’ın Suriye iç savaşı tartışma kağıtları serisi altında yayınlanan olan bu çalışma, Amerika’nın askeri hazırlıklarını gözden geçirererek, olası hedefleri tespit edecek, yapılması muhtemel olan hareket şeklini açıklayacak ve bunların Türkiye ve müttefiklerinin güvenliği açısından etkilerini inceleyecektir. Yazının devamı için lütfen tıklayın.



Suriye'nin Kimyasal Silahlardan Arındırılmasına Yönelik Anlaşma ve Türkiye'ye Etkileri

Aaron Stein, Sinan Ulgen, 30 Eylül 2013

EDAM’ın Sinan Ülgen ve Aaron Stein tarafından hazırlanan “Suriye’nin Kimyasal Silahlardan Arındırılmasına Yönelik Anlaşma ve Türkiye’ye Etkileri” başlıklı raporunda anlaşma uygulanabilirse Suriye’nin kimyasal silahlarını ortadan kaldırarak Türkiye’nin güvenliğini artıracağı saptamasında bulunmaktadır. Daha önceki EDAM raporlarında Türkiye’nin, Suriye’nin uzun menzilli balistik füzeleri ya da daha kısa menzilli roketlerini kullanarak yapacağı bir saldırıyı önleyecek güçte balistik füze savunmalarına sahip olmadığı vurgulanmaktaydı. Türk karar vericiler bu tarz saldırıları caydırması için ülkenin NATO üyeliğine güvenmeyi tercih etmişlerdir. Bu söylem, NATO’nun müşterek müdafaa taahhütünün inanılırlığına dayanmaktadır. Şunu hatırlamak gerekir ki NATO’nun geçmişinin pek de iyi bilinmeyen kritik bir aşamasında, NATO tarafından yapılan Beşinci Madde’yle ilgili yapılan yegane kriz yönetimi egzersizi (CMX) anlaşmazlıkla sonuçlanmıştır. 2002 CMX’i için kullanılan senaryo tesadüfen Türkiye’nin “Amberland” adı verilen güney komşularından biri tarafından gelen bir kimyasal silah saldırısı tehdidine bağlı Beşinci Madde yanıtını simüle etmek için tasarlanmıştır. Amberland’in Türkiye’ye doğrultulmuş, biyolojik ve kimyasal başlıklı birkaç Scud füzesinin olduğu bilinmektedir. Yazının devamı için lütfen tıklayın.



Suriye İç Savaşı'nın Askeri Stratejik Değerlendirmesi

Can Kasapoğlu, F. Doruk Ergun, 29 Mayıs 2013

Bu çalışma, “Suriye savaş meydanına kısa ancak özlü bir giriş” olarak tasarlanmıştır. Kağıt halihazırda devam eden çatışmanın temel belirleyici etkenlerinin neler olduğu ve söz konusu etkenlerin Türkiye’nin hemen yanı başında cereyan eden bu çatışmanın gidişatını ve sonucunu nasıl şekillendirebileceği sorularını yanıtlamaktadır. Araştırmacılar Suriye iç savaşının kaderini belirleyecek etkenlerin dört temel kategoride toplanabileceği sonucuna varmıştır. İlk etkenin çatışmanın jeostratejik değişkenleri olduğu düşünülmektedir. İkinci ana belirleyici etken çatışmanın askeri stratejik bağlamıdır. Çalışmanın yazarları üçüncü olarak, şiddetin devam etmesini mümkün kılan araçlara, yani “silah kaynaklarına ve sevkiyatına” eğilmeyi uygun bulmuşlardır. Dördüncü ve son olarak değerlendirilen etken, Baas diktatörlüğünün çatışmaya askeri doktrin ve harekât esasları bağlamında nasıl yaklaştığıdır. Bu EDAM çalışması belirtilen analitik yaklaşım ve yöntemin ışığında, Suriye İç Savaşı’nın anlaşılabilmesi için gerekli çerçeveyi ortaya koymayı ve önemli bulgularını okuyucu ile paylaşmayı hedeflemektedir. Yazının devamı için lütfen tıklayın.



Türkiye'de Dış Politika ve Kamuoyu Anketleri 2013/2

Ekim 2013

EDAM Kamuoyu Anketleri serisinin altıncı anketinde "Şimdi size Türkiye’nin dış güvenliği açısından tehdit oluşturabilecek bazı gelişmeler okuyacağım. Sizce bunlardan hangisi Türkiye’ye en büyük tehdidi oluşturmaktadır?” sorusu yöneltilmiştir. Araştırma çalışmasına katılanların yüzde 36’sına göre, Türkiye’ye yönelik en büyük tehdit ülkenin güneyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulmasıdır. Dış politika uzmanlarını en fazla kaygılandıran tehdidin Suriye’de aşırı İslamcıların olası bir egemenliği olduğunu gösteriyor.

Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın.


Türkiye'de Dış Politika ve Kamuoyu Anketleri 2013/2

Nisan 2013

EDAM Kamuoyu Anketleri serisinin beşinci anketinde "Bundan 3 yıl önce, Mavi Marmara gemisinde 9 Türk yolcunun öldürülmesi neticesinde Türk-İsrail ilişkileri krize girmişti. İlişkilerin düzeltilmesi için şimdi okuyacaklarımdan hangisi en uygundur?” sorusu yöneltilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kamuoyunun yüzde 35’i İsrail’in özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerektiğini düşünürken, yüzde 29’luk kesimi de özür ve tazminatın yanı sıra Gazze’ye yönelik ambargosunu da kaldırmasını gerektiğini düşünmektedir. Öte yandan, aynı araştırma sorusu EDAM tarafından bir dış politika uzmanlar paneline yöneltilmiştir. Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın.



Türkiye'nin Nükleer Mevzuatı

Aaron Stein, Şubat 2013

8 Aralık Salı 1953’te Amerikan Başkanı Dwight D. Eisenhower Birleşmiş Milletler’e hitap etmiş ve nükleer silahların yayılmasından doğacak tehdide ve nükleer savaşın dehşetine dair uyarıda bulunmuştur. Eisenhower hükümeti kısa süre sonra nükleer tehditlere olan vurgusundan vazgeçip, atomun barışçıl kullanımını desteklemeye başlamıştır. Eisenhower, nükleer enerjinin barışçıl olarak geliştirilmesini gözetecek uluslararası bir atom enerjisi kurumu kurulması teklifinde bulunmuştur. ABD Başkanı 1955’te Amerikan Atom Enerjisi Komisyonu’na (AEC), atom enerjisinden yararlanmak isteyen “özgür dünya” ülkelerine teknik ve mali destek ile çekirdeği parçalanabilir maddeler tedarik edilmesi görevini vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti bu yeni politikadan yararlanan ilk ülke olmuş ve 10 Haziran 1955’te ABD ile bir nükleer anlaşma imzalamıştır.

Yazının devamı için lütfen tıklayın.


Türkiye'de Dış Politika ve Kamuoyu Anketleri 2013/1

Ocak 2013

EDAM Kamuoyu Anketleri serisinin beşinci anketinde "Bundan 3 yıl önce, Mavi Marmara gemisinde 9 Türk yolcunun öldürülmesi neticesinde Türk-İsrail ilişkileri krize girmişti. İlişkilerin düzeltilmesi için şimdi okuyacaklarımdan hangisi en uygundur?” sorusu yöneltilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kamuoyunun yüzde 35’i İsrail’in özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerektiğini düşünürken, yüzde 29’luk kesimi de özür ve tazminatın yanı sıra Gazze’ye yönelik ambargosunu da kaldırmasını gerektiğini düşünmektedir. Öte yandan, aynı araştırma sorusu EDAM tarafından bir dış politika uzmanlar paneline yöneltilmiştir. Anket sonuçlarının detayları için lütfen tıklayın.



Türkiye'nin Füze Programı

Aaron Stein, Ocak 2013

Türkiye on yıllardır silahlı kuvvetlerini modernize etme uğraşı içinde olmuştur. Soğuk Savaş boyunca Türk ordusu, olası bir Varşova Paktı istilasına karşı müdafaa edebilecek büyük bir sabit askeri kuvvetinin devamlılığını sağlamaya odaklanmıştı. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden kısa süre sonra, Türk askeri planlamacıları daha ufak ve profesyonel bir orduya geçiş için adımlar atmaya başlamışlardır. Baştan beri bu reformların arasında, ülkenin kendisini seyir ve balistik füzeler edinmeye ve geliştirmeye adaması da vardır. Hala emekleme aşamasında olsa da seyir füzesi programının amacı, TSK’ya bölgedeki çeşitli hedeflere yüksek isabet oranıyla saldırabilme yetisinin kazandırılmasıdır. Daha farklı bir ölçekte olsa da, balistik füze programının amacı TSK’ya kara hedeflerine saldırmakta daha çok esneklik vermektir. Bu iki program, Ankara’nın Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile mücadelesinde hayati önem taşıdığını düşündüğü insansız hava aracı (İHA) geliştirme çabalarıyla yan yana yürütülmüştür.

Yazının devamı için lütfen tıklayın.


Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli - II

Sinan Ülgen, Hasan Saygın, Gürkan Kumbaroğlu, İzak Atiyas, Deniz Sanin, Aaron Stein, Aralık 2012

EDAM'ın Türkiye'nin nükleer enerjiye geçiş sürecine dair yürütmüş olduğu bu ikinci kapsamlı çalışmada ilk olarak nükleer enerjinin diğer enerji kaynakları ile karşılaştırmalı olarak fırsat maliyeti analiz yapılmak suretiyle bir ekonomik bilanço çıkarılmaktadır. Bir başka deyişle, nükleer enerjiye geçişin, çeşitli varsayımlar altında, Türkiye'ye sağlaması beklenen maliyet avantajı araştırılmaktadır. Raporda ayrıca nükleer enerji ile iklim değişikliği stratejisi arasındaki etkileşim incelenmekte, Türkiye'nin nükleer enerjiye yönelik kurumsal altyapısı ve düzenleyici çerçevesi analiz edilmekte, nükleer enerji sürecinin en kritik aşamalarından biri olan nükleer yakıt döngüsüne yönelik ülkemizin tutumu incelenmekte ve son olarak nükleer enerji alanında çeşitli ülkelerle akdedilen işbirliği anlaşmaları çerçevesinde bu alandaki teknoloji transferinin potansiyeline dair bir değerlendirme yapılmaktadır.

Rapora erişmek için lütfen tıklayın.


Kum Tepelerinde Tökezlemek: Orta Doğu’da Kitle İmha Silahlarından Arındırılmış bir Bölgenin Oluşturulması

Sinan Ülgen, F. Doruk Ergun, Kasım 2012

Zenginlik ve güvensizlik bir araya geldiğinde, devletleri çıkarlarını savunmak ve olası mütecavizleri caydırmak için gelişmiş silahları edinmeye, konuşlandırmaya ve kullanmaya itebilir. Söz konusu Orta Doğu olduğunda, bu durum genelde kendini devletlerin kitle imha silahları (KİS) edinmesi veya istemesi olarak göstermiştir. Ancak bunun yanı sıra zıt yönde, yani Orta Doğu’da bir Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge (NSAB) ve en nihayetinde KİSlerden arındırılmış bir bölge (KİSAB) oluşturma çabaları da mevcuttur. Ancak Orta Doğu’da bir KİSAB oluşturmanın önünde çok ciddi engeller olmaya devam etmektedir. Yazının devamı için lütfen tıklayın.



E-Bülten listemize kayıt olun
Hare Sokak K8 NO:16
AKATLAR 34335 İstanbul/Türkiye
Tel: +90 (212) 352 18 54 info@edam.org.tr