TÜRKİYE-RUSYA-ABD ÜÇGENİNDE STRATEJİK SİLAH SİSTEMLERİNE DAİR TERCİHLER VE SONUÇLARI

Google+ LinkedIn

Yayının Türkçesine Ulaşmak İçin Tıklayın

TÜRKİYE-RUSYA-ABD ÜÇGENİNDE STRATEJİK SİLAH SİSTEMLERİNE DAİR TERCİHLER VE SONUÇLARI

Can Kasapoğlu, EDAM Savunma Analisti

Sinan Ülgen, EDAM Başkanı

Yönetici Özeti

  • Belirtilmesi gerekmektedir ki, uzun menzil / yüksek irtifa hava ve füze savunma segmentinde iki stratejik silah sisteminin karşılaştırılması, her bir durum ve ülke esasında, coğrafya, envanter, savunma ekonomisi, uluslararası askeri işbirliği portföyü, hava ve füze tehdit algılaması gibi birçok değişkenin ve parametrenin göz önünde bulundurulması gereken bir konudur. Burada önemli olan husus, Türkiye’nin siyasi-askeri koşulları ve tehdit ortamının doğru analiz edilmesidir.
  • ABD’nin Patriot hava ve füze savunma sistemi satışına ilişkin teklifi 2009 yılına kıyasla çok daha avantajlı görünmektedir. Sözleşme fiyatının istenilen seviyeye çekilmesi, offset seçeneklerinin Türk savunma sanayiinin önceliklerine hitap edecek şekilde belirlenmesi ve teslimat takviminde mutabık kalınması halinde, Patriot GEM-T ve Patriot PAC-3 MSE versiyonlarından oluşan paket, Türkiye’nin özellikle balistik füze tehdidine yönelik ihtiyaçlarına cevap verir niteliktedir.
  • EDAM’ın daha önceki raporlarında belirtildiği üzere, S-400 sistemi, hava savunma alanında Batılı emsallerinden daha üstündür. Ayrıca, sistemin son derece mobil olması, harp sahasında hayatta kalma şansını da artırmaktadır. Öte yandan, balistik füze savunması, karmaşık bir mimariye dayanmaktadır. S-400’ün NATO altyapısı ile entegre edilemeyecek olması, Türkiye özelinde, sistemin balistik füze savunma alanındaki potansiyelini önemli ölçüde kısıtlamaktadır.
  • Mevcut emareler, Ankara’nın S-400 ve Patriot alımlarını bir arada gerçekleştirmeyi düşündüğünü ortaya koymaktadır. Ancak bunun ne derece gerçekçi bir beklenti olduğu tartışmalıdır. Ankara’nın S-400 tercihinde bulunmasının, Patriot ve ilave olarak F-35 teslimatlarını tehlikeye atacak bir ABD yaptırım rejimini tetiklemesi olasılığı yüksektir. Nitekim konuya ilişkin Pentagon raporunun basına yansıyan özeti, ABD’nin CAATSA yaptırımlarından sadece F-35 teslimatlarının değil mevcut F-16 envanteri de dahil olmak üzere geniş spektrumda birçok unsurun etkilenebileceğini göstermektedir.
  • F-35’in ülkenin genel askeri kapasitesi ve savunma sanayii üzerinde bir kuvvet çarpanı olacağı daha önce detaylarıyla değerlendirilmiştir. Türkiye’nin uzun vadeli ulusal güvenlik çıkarları bakımından, F-35 teslimatının S-400 alımı ile bağlantılı olarak askıya alınmasının doğuracağı olumsuzlukların, S-400 projesinin hava savunma kabiliyeti açısından sağlayacağı getirilerden çok daha kayda değer olduğu düşünülmektedir.
  • Kaldı ki eğer incelemeye konu vaka, NATO üyesi olmayan, geniş bir avcı uçağı envanteri bulunmayan ya da avcı uçağı envanteri Sovyet / Rus altyapısı ile uyumlu, belirli alanları potansiyel düşmanlarının hava kuvvetlerine kapatmak isteyen ya da avcı uçaklarını SAM sistemleriyle dengelemek isteyen bir ülke olsa idi, hava savunma önceliklerinin ibreyi S-400’den yana döndüreceği söylenebilirdi.
  • Bununla birlikte, NATO üyesi (dolayısıyla hava ve füze savunma mimarisi ve radar / sensör ağları ittifak ile uyumlu), bölgesinde en güçlü hava-hava muharebe kabiliyetlerinden birine sahip (bu noktada pilot açığı bir handikaptır), sınırlarının hemen ötesinde balistik füze ve kitle imha silahları programları bulunan (bu nedenle 1. Körfez Savaşı’ndan itibaren topraklarında NATO füze savunma misyonu konuşlandırılmasını talep etmiş olan) ve F-35 gibi harp sahasında bilgi üstünlüğü sağlayan bir projenin ortağı olan, savunma sanayii yükselen bir ülke için Patriot paketinin (özellikle offset koşullarında olumlu ilerlemeler olması durumunda) daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.
  • Ayrıca, Türk – Rus güvenlik ve siyasi ilişkilerini zedelemeden, S-400 alımının farklı opsiyonlara evrilmesi seçeneği göz önünde bulundurulabilir. Bu çerçevede, stratejik silah segmentinde olmayan, alçak-orta irtifa / kısa-orta menzilli, kara birliklerine sınır ötesinde de koruma sağlayabilecek mobil hava savunma sistemleri değerlendirilebilir.

Yayının Türkçesine Ulaşmak İçin Tıklayın