1 min readTürkiye’nin S-400 İkilemi

Google+ LinkedIn

EDAM Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu tarafından kaleme alınan bu yazıda Türkiye’nin Rus yapımı S-400 füze savunma sistemlerini almasının olası sonuçları incelenmektedir. Kasapoğlu’na göre, Ankara’nın kısa vadede bu sistemleri almaktaki hedefi, sistemleri balistik füze savunması görevlerinde kullanmaktan ziyade karadan havaya füze sistemleri çerçevesinde hava savunması görevlerinde kullanmaktır. Bu önceliğin temelinde Türk Hava Kuvvetleri’nin halihazırdaki pilot açığı yatmaktadır (mevcut pilot-kokpit oranı açık kaynaklı 2016 tahminlerine göre 0,8:1’dir). Dolayısıyla bu savunma alımının gerçekleşmesi halinde, S-400’lerin Türkiye’nin hava üstünlüğü sağlaması kritik olan jeostratejik açıdan kıymetli alanlara uzanan biçimde konuşlandırılacak bir önlem olacağı değerlendirilmektedir. İyi bir hava savunma planlamasıyla S-400’lerin Türkiye’nin askeri yeteneklerine ciddi bir katkıda bulunabileceği teorik olarak doğrudur. Öte yandan, S-400’ün Türk toprakları ve ana yerleşim merkezleri için balistik füze tehdidine karşı bir koruma kalkanı oluşturacağını söylemek teknik açıdan gerçekçi olmayacaktır. Uydulardan, radar sistemlerinden, erken-uyarı sistemlerinden, gelişmiş sensörlerden ve tüm bunları birbirine bağlayan taktik data link’ten oluşan bir ağ olmadan ve atmosfer dışını da kapsayan etkin bir katmanlı müdahale kapasitesinin yokluğunda, S-400’lerin balistik füze savunma kapasitesinde oynayacağı rol oldukça kısıtlı olacaktır. İngilizce yayınlanan raporun Türkçe yönetici özeti yayınlanmıştır.

Yayının Türkçesine Ulaşmak İçin TıklayınYayının İngilizcesine Ulaşmak İçin Tıklayın