SİRTE & CUFRA HAREKATI VE HAVA ÜSTÜNLÜĞÜ SORUNU

LinkedIn

Yayının Türkçesine Ulaşmak İçin Tıklayın

SİRTE & CUFRA HAREKATI VE HAVA ÜSTÜNLÜĞÜ SORUNU

Dr Can Kasapoğlu, Güvenlik ve Savunma Araştırmaları Program Direktörü

Yönetici Özeti

  • Sirte & Cufra harekatının başarıyla icra edilebilmesi için Türkiye’nin ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH), Hafter güçlerinin arkasındaki Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya Federasyonu ve Mısır Arap Cumhuriyeti’nden müteşekkil uluslararası bloğun kesin hava üstünlüğünü kırması ve taarruz edilecek alanda mevzii hava üstünlüğü sağlaması gerekmektedir.
  • Gerek Arap – İsrail savaşlarından öğrenilen dersler (özellikle 1967 ve 1973), gerek 1990 – 1991 Birinci Körfez Savaşı sonrası gözlemlenen askeri trendler, belirli düzeyde hava üstünlüğü ve yakın hava desteği sağlanmadan, incelemeye konu ölçekte bir harekatta istenilen sonucu almakta zorlanılacağını ortaya koymaktadır.
  • Teorik olarak Sirte & Cufra harekatının hava gücü veçhesi için üç temel harekat tarzı mevcuttur; a) donanma havacılığı unsurlarına dayanmak, b) karadan-havaya füze (surface-to-air missile [SAM]), diğer hava savunma sistemleri ve elektronik harp örtüsü ile A2 / AD (anti-access / area denial) bölgeleri oluşturmak ya da c) Libya’ya doğrudan insanlı savaş uçağı konuşlandırmak.
  • İlk seçenek, TCG Anadolu’nun henüz envantere girmemesi ve F-35B dikey iniş yapabilen Müşterek Taarruz Uçağı varyantı alımı yapılamaması dolayısıyla mümkün değildir. İkinci seçenek çerçevesinde Türkiye’nin Libya’da konuşlandırdığı MIM-23 Improved Hawk SAM ve 35mm Korkut hava savunma sistemlerinden oluşan kompozisyonun yeterli olmadığı görülmüştür. Üçüncü seçenek için Türk Hava Kuvvetleri’nin F-16 envanteri ve pilot havuzu gerçekten de yeterlidir. Öte yandan, Vatiye Üssü saldırısı, böyle bir hareket tarzının ciddi riskleri beraberinde getireceğini göstermiştir. Özetle, Libya’da Sirte & Cufra harekatının hava unsuru halihazırda bilinmezlikler içermektedir.   
  • Buna karşın, Mısır faktörü, Kahire’nin aktif müdahaleyi seçmediği durumda dahi, gelişmiş bir envantere ve muharip tecrübesi olan pilotlara sahip Birleşik Arap Emirlikleri Hava Kuvvetleri’ne ciddi lojistik avantajlar sağlamaktadır. Benzer şekilde, Rus Hava-Uzay Kuvvetleri’nin Libya’da konuşlandırdığı mütevazı kuvvet dahi, UMH’nin kısıtlı hava ve hava savunma gücü nedeniyle, oyun-değiştirici olma potansiyeli taşımaktadır. Bu tabloya Mısır Arap Hava Kuvvetleri faktörü eklendiğinde, Türkiye / UMH bloğunun ‘Petrol Hilali’ne’ yönelik kara harekatı için ciddi bir hava-gücü sınamasını aşması gerektiği görülmektedir.
  • Öte yandan, bahse konu tablo, Sirte & Cufra harekatını akamete uğratabilecek potansiyeli haiz olmakla birlikte, Türkiye’nin Libya’daki varlığına yönelik, halihazırda, yapısal bir tehdit oluşturmaktan uzaktır. Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığı için kritik husus, UMH kontrol alanı ile hava ve deniz köprüsünün korunmasıdır.

Yayının Türkçesine Ulaşmak İçin Tıklayın