Ukrayna’ya Yollanan Yardımlar Tehdit Altında mı?
07.06.2022

Ukrayna’ya Yollanan Silahlar Tehdit Altında mı? 


                                                                                                       

Başkent Kiev, yaklaşık bir ay sonra yeniden Rus füzelerinin hedefi haline gelmiştir. Ancak bu noktada önemli husus, Kremlin’in, analize konu taarruzun Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi Doğu Avrupa ülkelerinden gelen ana muharebe tanklarını hedef aldığını belirtmesidir. Rus hükümetinin bu iddiaları henüz açık kaynaklı istihbarat verileri ile doğrulanamamış olsa da sözü edilen iddia, jeopolitik açıdan kritiktir. Putin son açıklamasında Batı’nın yeni yardım paketine M-142 HIMARS topçu roket sistemi gibi silah sistemlerin dahil edilmesi halinde bu sevkiyatların da hedef alınacağını belirtmiştir. 


Kremlin’in savaş süresince tutumu ve tırmandırma eğilimi, Rusya’nın NATO ülkeleri kaynaklı askeri yardımı hedef almasını önemli bir analiz konusu haline getirmiştir. Kamuoyunda oldukça popüler bir tartışma olan konunun daha gergin bir hal alması, Ukrayna işgalini bir NATO-Rusya çatışmasına dönüştürme potansiyeline sahiptir. 


Peki, olası sevkiyatlara taarruz hangi şartlarda NATO’ya doğrudan bir meydan okuma anlamına gelir? Kremlin’in analize konu silah sevkiyatlarını vurması senaryosunda, üç kritik belirleyen öne çıkmaktadır.


Konunun birinci kritik boyutu, analize konu taarruzun icra edileceği konumdur. Nitekim, olayın NATO müttefiki olan bir kaynak ülkenin (örneğin Polonya) topraklarında ya da sıfır noktasında vuku bulması, İttifak’ın 5. maddesi kapsamında NATO’yu Rusya ile karşı karşıya getirecektir. Ancak Ukrayna sınırları içerisindeki bir Rus taarruzu, tabiatıyla devam eden savaş sürecinde bir askerî müdahale anlamına gelecektir. Her ne kadar açık kaynaklı veriler ile henüz teyit edilemese de Kremlin daha önce Ukrayna topraklarında bazı NATO silah sevkiyat rotalarını vurduğunu iddia etmiştir. 


Bu bağlamda bir diğer belirleyici nokta ise, Kremlin’in bu hususta izleyeceği askeri stratejidir. Nitekim analize konu sevkiyat faaliyeti, hareketli hedef grubundadır. Yani, bu karakterdeki bir müdahale, oldukça hassas istihbarat – taarruz kompleksi gerektirecektir. Ancak açık kaynaklı veriler halihazırda Rusya’nın, hassas güdümlü mühimmat kullanımı konusunda ciddi eksikleri olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Rus birliklerinin sahadaki gerçek zamanlı istihbarat zafiyeti de inkar edilemez durumdadır. Bütün sayılan faktörler, Kremlin’in oldukça yoğun tempoda gerçekleşen silah sevkiyatının büyük bölümünü zamanında tespit etmek ve hassas bir şekilde vurmak konusunda yeterli olmadığını düşündürmektedir. 


Rusya için bir diğer kritik problem ise, Rus Hava-Uzay Kuvvetleri’nin Ukrayna semalarında hala hava üstünlüğünü sağlayamamış olması, hareket kabiliyetinin ise sınırlı olmasıdır. 


Son olarak, Rusya’nın askeri yardımlara yönelik müdahaleleri gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği kadar, hangi sevkiyatı vuracağı da önemlidir. Kurşun geçirmez yelekler ve miğferlerden, gemi savar füzelerine kadar genişleyen bir yelpazeye yayılmış askeri yardım kapsamındaki her sevkiyat aynı önemi taşımamaktadır. Öyle ki, Birleşik Krallık’tan gelen beklenen Brimstone füzeleri veya ABD’nin M-777 topçu sistemleri desteğinin vurulması, Ukrayna birliklerinin muharip yetenekleri açısından menfi olacaktır. Öte yandan, aynı etkiyi oluşturmayacak birçok örnek de vardır. 


Özetle Kremlin, bazı askeri yardımları hedef alabilecek durumda olsa da, Ukrayna’ya yönelik tüm silah sevkiyat faaliyetini tamamen akamete uğratmak için gerekli kabiliyete sahip değildir. Gelinen noktada geriye kalan kötü senaryoların en akla yatkını, NATO ülkeleri sınırına çok yakın bölgelerin vurulması ile başlayacak bir tırmandırma girişimi olabilir.